Akupunktur

acupuncture 1Akupunktur iki farklı kelimenin (Acu: iğne ve Puncture: delmek) birleştirilmesiyle oluşturulan ve ingilizce kökenli olan bir kelimedir. Dilimize de kısmen Türkçeleştirilerek girmiştir. Akupunktur uygulaması yaklaşık 2500-3000 yıldır Orta Asya ve Çin bölgesinde uygulanmaktadır. Çin’deki hanedanlıkların bu konuya olan ilgisine göre dönem dönem ilerlemeler ve bazen duraksamalar olmuştur. Ardından Kore ve Japonya’ya akupunktur uygulamaları aktarılmıştır. Bu yöntemi ilk olarak Orta Asya Türklerinin geliştirdiğine dair kaynaklar ve yorumlar da bulunmaktadır. Ancak akupunkturun dünyada tanınması ve yayılması Çin aracılığıyla olmuştur.

 

 Diğer yandan 1918-1958 yılları arasında akupunktur uygulanması Çin sınırları içinde bile yasaklanmış ve yalnızca özel ortamlarda gizli saklı olarak uygulanmıştır. Ardından 1958 ihtilalinden sonra ise bütün devlet hastanelerinde akupunktur merkezleri kurulmuş ve tedavi uygulamaları yaygınlaşmıştır. Çin Devleti tarafından planlı olarak desteklenmiş ve kabul görmüştür. Bu sayede akupunktur uygulayanların ve bu tedavi yönteminden yararlananların sayısı da hızla artmıştır. Dolayısıyla Geleneksel Çin Tıbbı’nın alt bölümlerinden birisi olarak akupunktur tüm dünyada çeşitli sağlık sorunlarının tedavisi amacıyla kullanılmaktadır. Akupunkturun batı dünyası tarafından tanınması ve yaygınlaşması 1972 yılında ABD Başkanı Nixon’un Çin ziyareti sonrasına rastlamaktadır. Ziyaretin ardından Çin ve ABD arasında bilim adamlarının karşılıklı ziyaretleri sıklaştırıldı ve Çin’li bilim adamları ABD’de akupunkturun tanınmasını ve yaygınlaşmasını sağladı. Sadece akupunktur tedavi birimleri kurulmakla kalmadı, araştırma ve eğitim amaçlı olarak Geleneksel Çin Tıbbı veya Doğu Tıbbı Üniversiteleri kuruldu. Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) bünyesinde Tıbbi Araştırma Uygulamaları Ofisi ve Alternatif Tıp Ofisi adı altında ayrı birimler kuruldu.

 Çin ile yakın ilişkisi olan özellikle Fransızlar Çin Tıbbı’nın temel eserlerini Çin dilinden Fransızcaya çevirdiler. Bu sayede Avrupa’da da benzer gelişmeler oldu. Fransız doktor Paul Nogier kulak akupunktur noktalarını sistematize etti, akupunktur noktalarının çevre deri bölgelerinden daha düşük dirence sahip olduklarını keşfetti, bazı yeni kulak noktalarını tanımladı. Ana rahminde cenin nasıl tepetaklak duruyorsa bu pozisyona uygun olarak kulak kepçesinde tüm vücut bölgelerinin ve organlarının temsil edildiğini izah etti. Sadece kulak kepçesindeki noktalar kullanılarak birçok hastalığın tanınabileceğini ve tedavi edilebileceğini belirtti. Bu yönteme aurikuloterapi adı verildi ve Avrupa’da yaygın olarak uygulanmaya başlandı. 2 Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 1980’lerde akupunkturun bilimsel bir yöntem olduğunu kabul etmiş ve ardından Çin, Japonya, Kore, ABD, Almanya vb ülkelerde WHO’nün onayladığı eğitim merkezleri, üniversiteler vb açılmıştır. Kasım 1997’de WHO’nün desteğiyle Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü Akupunktur Konusunda Uzlaşma Paneli (NIH Consensus Development Panel on Acupuncture) adı altında oldukça ayrıntılı bir toplantı yapılmıştır. Ağrı, psikoloji, psikiyatri, dahiliye, istatistik, aile hekimliği, epidemiyoloji, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları, uyuşturucu kullanımı, sağlık politikası uzmanları ve halk temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen bu toplantıya 25 panelist, 1200 dinleyici katılmıştır. Üç gün süren görüşme ve tartışmalar sonucunda akupunkturun uygulanma (endikasyon) alanları kararlaştırılmıştır. Tüm dünyada Ameliyat sonrası ve kemoterapiye bağlı veya gebelik esnasındaki bulantı ve kusmalar, Diş ameliyatları sonrasındaki ağrı, İlaç bağımlılığı, İnme (felç)rehabilitasyonu, Migren vb baş ağrıları, Adet sancıları, Fibromyalji, Myofasiyal ağrılar, Osteoartrit (omuz ve diz ağrıları), Bel ve boyun ağrıları, Karpal tünel sendromu, Astım, Aşırı iştah ve obesite durumlarında akupunktur uygulanabileceği kararlaştırılmıştır (JAMA, 1998; 280: 1518-1524).

 Dünya Sağlık Örgütü (WHO) akupunktur uygulamaları için 40 farklı endikasyon belirlemiştir. Örneğin, iştah fazlalığı ve obesite tedavisinde endokrinoloji, psikiyatri, diyet poliklinikleriyle birlikte düzenlenecek komple tedavi programında akupunkturun da ciddi yeri vardır.

 Ülkemizde de 1980’li yılların sonunda Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı Akupunktur Üst Komisyonu kurulmuştur. 29 Mayıs 1991 tarihli ve 20885 sayılı Resmi Gazete’de Akupunktur Tedavi Yönetmeliği yayınlanmıştır. Yönetmeliğin amacı ülkemizde akupunktur tedavisinin bilimsel yöntemlerle yapılmasının esas ve usullerini düzenlemek idi. Anılan yönetmelik ve Akupunktur Üst Komisyonu, TC sınırları içerisinde kamu ve özel sektör hastanelerinde, poliklinik ve muayenehanelerde akupunktur eğitimi almış ve uygulama sertifikası olan hekimler ve diş hekimleri tarafından akupunktur tedavisi uygulanabileceğini hükme bağlamıştır. 11 yıl sonra 17 Eylül 2002’de 24879 sayılı Resmi Gazeted e günümüzün gelişmelerine paralel olarak yeni bir yönetmelik yayınlandı. Akupunktur Bilim Komisyonu kuruldu ve Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlandı. 2004 yılında da bir genelge yayınlanarak özel sağlık kuruluşlarında akupunktur uygulamalarının hangi şartlarda yapılabileceği düzenlendi. Akupunktur Bilim Komisyonu ülkemizde akupunktur uygulanmasının standartlarını belirlemiştir. WHO tarafından belirlenen endikasyonlarda akupunktur uygulanabileceğine, diğer yandan kesin cerrahi tedavi endikasyonu konmuş hastalara, kanser ve infeksiyon hastalığı bulunan hastalara akupunktur uygulanamayacağına karar vermiştir.

 

Sağlık Haberleri

Hangi besin neye iyi geliyor?

sebzelerHavuç dilimi insan gözüne benzer. Bilimsel araştırmalar havucun gözlerin kan akışını ve işlevini iyileştirdiğini göstermiştir.

Domateste kalpte olduğu gibi dört odacık vardır ve kırmızı renklidir. Bütün araştırmalar domatesin kalp ve kan için faydalı olduğunu göstermiştir.

Üzüm salkımı kalp şeklindedir, her bir üzüm tanesi kan hücresi gibi görünmektedir ve araştırmalar üzümün ciddi kalp ve kan canlandırıcı bir gıda olduğunu göstermiştir.

Devamını oku...

Vücutta D vitamini oranını düşürüyor

obezlerObezite hastalarının vücutlarındaki D vitamini oranının, diğer insanlara oranla daha az olduğunun tespit edildiği bildirildi.

 "PLOS Medicine" bilim dergisinde yer alan makalede, 42 bin kişinin katıldığı ve 21 çalışmadaki genetik verilerin analiz edildiği açıklandı.

Araştırmaya göre, vücut ağırlığının boy uzunluğunun metre cinsinden karesine bölünmesiyle hesaplanan vücut kitle indeksi (VKİ)

Devamını oku...